Sorry – Zoran Drvenkar

Yazan: Kemal Küçükgedik
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir Kitap Eki

Sonrasında: Başını, bitirdiğin kitaptan hafifçe kaldırırken göz bebeklerin küçülüyor. Aynaya bakmadığın halde böyle olduğunu biliyorsun. Göz bebeklerine değil de aynaya bakma ihtiyacı hissediyorsun. Ne olur ne olmaz. Kris, Lars, Tamara ve diğerleri gerçekten yaşamadıkları için şükrediyorsun. Yoksa başka isimlerle gerçekten yaşadılar mı?

Arada: Zoran Drvenkar’ın Türkçe’ye çevrilmiş ilk romanı Sorry, Doğan Kitap’tan. Bir özür dileme projesi olan Sorry gerçekten baştan sona iyi düşünülmüş, okuyucunun psikolojisini etkileyecek görseller ve başka numaralarla desteklenmiş bir roman. Kitabın kapağının sade olması, siyah ve kırmızı renklerden ibaret olması, okuyucuya gerilim yüklü bir bilmeceyi çözmesi gerektiğini iletiyor. Continue reading

Görmenin Diyalektiği Susan – Buck-Morss

Yazan: Faruk Duman
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir Kitap Eki

Bizde düşünce dünyamızın ayrıntılarını sorgulayacak, aykırı, yaratıcı çalışmalara pek az rastlanıyor. Bunun nedeni hem edebiyatımızın, hem denemeciliğimizin baştan beri (modern Tanzimat yapılanmasından beri) biraz fazla “ciddi” kurgulanmış olması olabilir. Doğru fakat fazla ciddi bir yapılanmadır bu.

Ne demektir ciddi? Namık Kemal, Batı’da realizmin gözde olduğu dönemlerde, çağdaş dünyada gelinen noktanın gerçekçi, akılcı sanata yönelme eğilimi olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle bizim masal kültürümüzün edebiyatımıza kaynaklık edebileceği pek düşünülemiyordu o günlerde. Bir bakıma doğruydu da bu tespit, ancak özellikle sanat söz konusu olduğunda sanatı asıl besleyen kaynağın insanın özgür yaratıcı ruhu olduğu da göz ardı edilmiş oluyordu. Continue reading

Yeraltı Sakinleri – Jack Kerouac

Yazan: A. Ömer Türkeş
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir Kitap Eki

Jack Kerouac, “Yolda” romanı ile Beat Kuşağı’nın hayat felsefesini dünyanın pek çok yerinde bir “kült” haline getirmişti. Hatta “Beat Kuşağı” terimini ilk kez kullanan da Kerouac’tır. “Beat” sözcüğü meteliksiz, yersiz yurtsuz, başıboş, bitkin, umarsız, uykusuz, uyumayan, her şeyi derinlemesine algılayan, aşırı duyarlı, kendi başına, dışlanmış gibi anlamlara gelebiliyor. Ancak Jack Kerouac kelimenin bir başka anlamına daha dikkat çekmekteydi: “Beatific” yani kutsal veya kutsanmış. Kerouac’ın bu anlama dikkat çekmekle; ezilenlerin, dışlanmışların gizli kutsallığını vurgulamak istediği söylenir. Aslında hiç de mistik göndermesi olmayan söz konusu kutsanmışlık vurgusu Kerouac’ın Türkçeye geçtiğimiz günlerde çevrilen “Yeraltı Sakinleri”nde de farklı ifadelerle karşımıza çıkıyor; Continue reading

Manzaradan Parçalar – Orhan Pamuk

Yaan: Oylum Yılmaz
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir Kitap Eki

“Bir cemaate ait olmak isterim”. Böyle söylüyor Orhan Pamuk son zamanlarda verdiği söyleşilerden birinde. Ondan böyle bir cümle duymak çok ilginç doğrusu. Zira biz onu takımlardan, cemaatlerden, arkadaşlardan azade yalnız bir romancı olarak tanımış, sevmiştik hatta, kimilerimiz de sırf bu ne nedenle, sevmemiştik. Bir türlü gerçekleşmemiş Türk modernleşmesinin yalnız, içedönük, bireyci, hatta apolitik yazarıydı Orhan Pamuk. Zaman geçti, Orhan Pamuk da giderek değişti; “Kar”da düpedüz siyasi bir roman havası vardı. “Öteki Renkler’de, “İstanbul, Hatıralar ve Şehir”de yalnız yazarın okurlarıyla paylaştığı bir şeyler vardı… Belki de Pamuk değişmemiş, yaptığı işte yetkinleşip olgunlaştıkça biz okurlar onu daha yakından tanımaya başlamıştık… Şimdi “Manzaradan Parçalar”da kendini, hayata, ülkesine, dünyaya, sanata ve edebiyata bakış açısını büyük bir iştahla, sözcükleri hiç de cimri kullanmadan, samimiyetle anlatıyor. Aklımızda yer eden Orhan Pamuk imgesini kendisiyle birlikte satır satır, sayfa sayfa değiştiriyor. Continue reading

Günah Keçisi – Eli Amir

Yazan: Hayati Roman
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir Kitap Eki

İbranicede sözcük anlamı topluluk olan “kibutz”, kuramı ve pratik örgütlenmesi ile geçtiğimiz yüzyılın en ilginç alternatif yaşam deneyimlerinden birisi olmuştur.

20. yüzyıl başında Rusya’da yoğunlaşan Yahudilere yönelik örgütlü saldırılardan kaçan bazı Yahudi grupları o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan Filistin’e göç ederler. Bireysel olarak çiftçilik yapmanın pratik olarak mümkün olmadığı çorak ve verimsiz topraklarda gruplar halinde örgütlenerek sosyalist ilkeleri, siyonist idealleri ile harmanlayarak bir tür komün, ortak yaşam modeli yaratırlar. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması ve bölgenin İngiliz idaresi altına girmesi, Yahudilerin toprak edinmesi ve yerleşmesini kolaylaştırır. Bu gelişme adeta ilerde kurulacak olan İsrail devletinin nüvelerini oluşturan kibutzların hızla çoğalmasına yol açar. Continue reading

Haliç’te Yaşayan Simonlar (Dün Devlet Bugün Cemaat) – Hanefi Avcı

Yazan: Murat Aksoy
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir Kitap Ek
i

Elimizde 600 sayfaya yaklaşan bir kitap var: “Haliç’te Yaşayan Simonlar – Dün Devlet-Bugün Cemaat”. Bu hayli sansasyonel kitabı değerlendirirken, her şeyden önce iki önemli soruyu sormak gerek. İlki, sayfa sayfa iddialarla dolu bu kitapta yer alan kişi, olay ve ilişkiler ne kadar doğru? (Birçoğunun belgeye dayanmadan kaleme alındığını bu noktada belirtmek gerekiyor) İkincisi ise bu kitap niçin şimdi yazıldı? Bu soruların her biri için uzun uzun tartışmalar yürütüldü medyada, gel gelelim doğru yanıtları bulmak bizimki gibi bir ülkede ne yazık kolay değil (ve bir süre daha olamayacak gibi gözüküyor). Continue reading

Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın – J.-C. Carriere – Umberto Eco

Yazan: Murat Gülsoy
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir Kitap Eki

Elektronik kitap ‘gerçek’ kitabın yerini alıyor mu? Yayıncılık değişiyor mu? Biz kitapseverler için kağıda basılı kitapları kütüphanemize dizip onları izleyemedikten, elimize alıp koklayamadıktan sonra okumanın ne anlamı kalacak diye hayıflanmaların çoğaldığı günlerde Can Yayınları’nın yeni kitap dizisi Kırkmerak’tan çok ilginç bir kitap yayımlandı.

Umberto Eco ve Jean-Claude Carriere’in ‘Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın’ başlıklı uzun söyleşisini Jean-Philippe de Tonnac yönetmiş. Umberto Eco, ünlü bir göstergebilim profesörü, yazdığı romanlarla seksenli yıllarda dünyada çok satan listelerine girmiş “Gülün Adı” ile haklı bir edebiyat şöhretine kavuşmuştu. Continue reading

Yeşil Peri Gecesi – Ayfer Tunç

Yazan: A. Ömer Türkeş
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir Kitap Eki

Ayfer Tunç’un ilk romanıydı “Kapak Kızı”. 1992 yılında yayımlanan roman Sedat Simavi Ödülü’ne değer bulunmuştu. Ancak gerek dağıtım gerek tanıtım eksiklikleri nedeniyle roman okuyucularla buluşamamış, daha doğrusu kitapçı raflarına bile çıkamamıştı. Tesadüfen okumuştum bu ilk “Kapak Kızı”nı.

2005 yılında “Kapak Kızı” yeniden yayımlandı. Ne var ki ilk basımı ile yenisi arasında önemli farklar vardı. Genç yaşta yazılmış bir ilk romanın aksaklıklar barındırdığı düşüncesiyle “Kapak Kızı”na ciddi bir müdahalenin gerektiğine karar veren Ayfer Tunç, kendi metninin editörlüğünü yapmış, kurguyu ve anlatım tarzını korurken gereksiz bölümleri kısaltmış ve romanı “olgunlaştırmıştı”. Continue reading

Seksi – Joyce Carol Oates

Yazan: Kemal Küçükgedik
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir Kitap Eki

Merhaba Darren, üniversiteye gitmek ister miydin? Daha iyisini yapmak ister miydin? Seksi olmak
ister miydin..?

“Seksi”, 16 yasindaki Darren Flynn’in hikâyesi. Çok yakışıklı, çok seksi, tüm kızların gözü onun üzerinde.
Yüzme takımında ve arkadaşlarıyla arası çok iyi. Notları çok parlak değil, ama derslere çalışmasına o
kadar da gerek yok.

Darren’in tek derdi seksi olmak veya notları değil elbet. O, 16 yaşında olmanın getirdiği tüm
sorunlara sahip: cinselliğin keşfedilmesi, aile sorunları, kısa bir zaman içinde yetişkin olacak olmanın
getirdiği tasalar, dersleri ve hocalarıyla yaşadığı sorunlar… Tüm bunların üstüne edebiyat hocasının
ona asılması… Fakat gerçekten ona asıldı mı? Continue reading

Baudrillard – Oğuz Adanır

Yazan: Selim Yalçıner
Yazı Kaynağı: Sabit Fikir Kitap Eki

Olağanüstü yüksek bir entelektüel birikim, yakıcı bir zeka ve düşüncesine uygun dili üretme yolunda atılan özgür adımlar… Bu tanımlamalar, Baudrillard’ın niteliklerinden bir bölümünü anlatabilir ancak. Kapitalizme ve tüketici bireye yönelttiği acımasızlığa varan alaycı eleştirilerin okuyanın kendi kendiyle hesaplaşmasını kolaylaştırması beklenirken, ya da belki Baudrillar bunu amaçlarken, her yöne attığı oklarıyla şaşırtıyor da metinlerinin içine gireni. Kapitalizmi yerden yere vururken, Marksistlere de yükleniyor ve bir düzenin nasıl sere serpe eleştirileceğine örnek oluşturabilecek önermelerde bulunmaktan geri kalmıyor. Oğuz Adanır, Say Yayınları’ndan yayımlanan Baudrillard’ıyla, çağdaş felsefeye meraklı okurlara çok karmaşık, çok yönlü, çok zor, çok şaşırtıcı ve o denli de zevkli bir okuma sunabilecek bir yol izlemiş bu düşünce insanını yeterince kavramış olmasının getirdiği kolaylıkla. Continue reading